Ticaret Bakanı Ömer Bolat, nisan ayı dış ticaret verilerini kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamaya göre, ülkemizin ihracatı yıllık bazda yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara ulaştı ve son 12 aylık ihracat rakamı 275,8 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine yükseldi.
Ancak bu “tarihi zirve” olarak nitelendirilen rakamlar, sokaktaki ekonomik gerçeklerle ve üreticilerin üzerindeki ağır mali yüklerle örtüşmüyor. Birçok tarım işletmesi, yüksek borç yükü nedeniyle icradan satışa çıkarken, üreticiler de elindeki ürünleri zararına satmak zorunda kalıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, nisan ayında ihracatın yüzde 22,3 artış gösterdiğini ve yıllıklandırılmış bazda 275,8 milyar dolara ulaşıldığını duyurarak bu durumu müjde olarak nitelendirdi. Ancak, bu artışın arkasındaki “takvim etkisi” ve “dönemsel dalgalanma” açıklamaları, bu başarının uzun vadede sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Aynı zamanda, bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda ithalat artışının sadece yüzde 3,1 ile sınırlı kaldığı belirtilse de, bu durum hammadde ve ara malı tedarikinde sıkıntı yaşayan yerli üreticilerin sorunlarını çözmeye yetmiyor. Döviz kazandıran sektörlere yapılan desteklerin, yapısal adımlarla rekabet gücünü artırmaktan çok, sadece rakamsal bir yanılsama yarattığı eleştirileri gündeme geliyor.
Bakan Şimşek’in “üretim dönüşümünü destekliyoruz” ve “rekabet gücünü artıracak yapısal adımlar atıyoruz” şeklindeki açıklamaları, yüksek enflasyon ve faiz oranları altında zorlanan ihracatçılar için yalnızca havada kalan vaadlerden ibaret kalıyor. Ülkeye döviz girişi artarken, vatandaşların alım gücünün neden azaldığı ve “rekor” olarak duyurulan bu verilerin neden mutfaklara yansımadığı soruları ise hala cevapsız kalıyor.