Distopik ve güncel

Distopik Evrende Geçen Bir Bilim Kurgu: “Adresi Olmayan Ev”

Müjde Işıl – Kadın yönetmenlerimizin bilim kurgu alanındaki eserleri, sinemamıza yeni bir soluk getiriyor. Serpil Altın’ın “Bir Zamanlar Gelecek: 2121″inden sonra Hatice Aşkın da “Adresi Olmayan Ev” adlı distopik evrende geçen bir bilim kurgu filmiyle dikkatleri üzerine çekiyor. İstanbul Film Festivali’nin Yeni Bakışlar Bölümü’nde En İyi Sanat Yönetimi Ödülü’ne layık görülen yapım, Aşkın’ın ilk uzun metraj filmi olarak karşımıza çıkıyor.

Gelecekte, dokuz büyük suçtan biri olarak belirlenen aç gözlülük, kibir, şehvet, öfke, kıskançlık, tembellik, savurganlık, ihanet ve şiddet işleyenler, unutma yasasıyla yargılanıp ölüm cezasına çarptırılıyor. Bu suçluların tüm mal varlıklarına el konularak, izleri siliniyor ve toplumları bu kişileri unutması sağlanıyor. Genç avukat Alper, annesi Andaç’ın ölüm haberiyle sarsılırken, annesinin unutma yasasına tabi olacağını öğrenir.

Hafızanın ve Yas Sürecinin Eleştirisi

Aşkın, filmi boyunca yas sürecini ve hafızayı ele alarak otoriter düzende duyguların ve mantığın nasıl bastırıldığını gösteriyor. Alper, annesinin akıbetini öğrenmeye ve sisteme uyum sağlamaya çalışırken, içsel çatışmalar yaşıyor. Sistemin hatırlamanın tehlikeli olduğu bir düzende, toplumların nasıl kontrol altında tutulabileceğini gözler önüne seriyor. Geçmişini bilmeyen bireyler, kolayca manipüle edilebilen ve sadık birer köle olmaya mahkum oluyorlar. Bu da filmde zamanın ötesinde bir eleştiri sunuyor.

“Adresi Olmayan Ev”, sanat yönetmeni Atilla Çelik ve görüntü yönetmeni Feza Çaldıran’ın titiz çalışmaları sayesinde izleyicilere etkileyici bir atmosfer sunuyor. Distopyanın karanlık yolculuğunu renkli bir dünyada aktaran film, Osman Sonant ve Boran Kuzum’un başarılı performanslarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Kuzum, zorlu karakterinin duygusal derinliğini başarılı bir şekilde yansıtıyor.

Hatice Aşkın: ‘Dante’nin ‘İlahi Komedya’sı İlham Kaynağımız Oldu

“Adresi Olmayan Ev” filminin ortaya çıkış hikayesinde toplumların ölüm ve cenaze ritüellerine verdiği farklı tepkilerin etkisi büyük. Dante’nin yedi ölümcül günah metaforundan ilham alan senaryo, filmin ana katmanını oluşturuyor. Estetik diliyle karanlık bir hikayeyi renkli bir atmosferde sunmayı hedefleyen ekip, görsel anlatımın derinliğini ve simetrisini ön plana çıkarıyor. Filmde karakterlerin sisteme hapsolmuşluğunu ve sonsuz döngüyü simgeleyen çok sayıda “daire” formu kullanılıyor. Yaratılırken, Jacques-Louis David’in “Marat’ın Ölümü” tablosundan ilham alan film, dramatik ışık oyunları ve simetrik kompozisyonuyla dikkat çekiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir