3 Haziran 2026 – Batı basınında yer alan haberlere göre, Donald Trump’ın Amerika’nın siyasi istikrarı ve kamu maliyesine olan güveni sarsmasıyla birlikte altın, merkez bankalarının en çok tercih ettiği yatırım aracı haline geldi. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) açıkladığı rapora göre, merkez bankalarının döviz rezervlerindeki altın oranı geçen yıl %27’ye çıkarak, %22 seviyesindeki ABD Hazine tahvillerini geçti.
Altının artan değeri, merkez bankalarının döviz rezervleri üzerindeki etkisinin başlıca nedeni olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl bir troy ons altının fiyatı %65 oranında artarak, 2025 yılını neredeyse rekor bir seviyede, 4.322 dolar ile tamamladı.
Avrupa Merkez Bankası, merkez bankalarının bilançolarını ‘jeopolitik’ rüzgarlara karşı güçlendirmek için altına yöneldiğini belirtti. Merkez bankaları arasında yapılan bir ankete göre, ‘jeopolitik’ risklerin siber güvenlikten sonra üçüncü en büyük tehdit olduğu ifade edildi. Merkez bankalarının %75’i, jeopolitik risklerin geçen yıl arttığını vurguladı. Ayrıca, ABD ve İsrail’in İran’a karşı gerçekleştirdiği saldırının ardından yapılan yeni bir ankette, merkez bankalarının %70’i bu yıl karşılaştıkları en önemli riskin jeopolitik olduğunu bildirdi.
Merkez bankalarının üçte biri, jeopolitik faktörlerin önümüzdeki beş yıl içinde döviz rezervlerinin yönetiminde başat bir rol oynayacağını öngördü. Altın, piyasalardaki ve siyasi dalgalanmalardaki belirsizlikler karşısında geleneksel olarak güvenli bir liman olarak kabul ediliyor.
Ancak Avrupa Merkez Bankası, altının bazı dezavantajlarına da dikkat çekti. Fiyatı dalgalıdır, saklama maliyetleri yüksektir ve talep değişikliklerine hızlı yanıt veremez. Geçen yıl merkez bankalarının satın aldığı fiziksel altın miktarı, önceki üç yılın her birinde 1,000 tonun üzerinde iken, bu yıl 850 tona geriledi. Son yıllarda önemli altın alıcıları arasında Çin, Polonya, Türkiye ve Hindistan merkez bankalarının öne çıktığı ifade ediliyor.
Yazar: Yusuf Arslan
